6/3/2008 - DELİLİK VE SALAKLIK
>*Adamın lastiği tam tımarhanenin önünde patlamış, kaldırıma ancak > >yanaşabilmiş. > >Sonraki işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, bir de >bunların > >yanına talihsizlik eklenince, söktüğü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur > >mazgalına düşer. > > > >Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil. Talihsiz sürücü bir > >sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle başbaşa > >kaldırıma çöker. > > > >Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen > >bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra > >seslenir ; > > > >- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle? > >- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonlari mazgala >düşürdüm. > >- Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane. Hepsi 3 bijonlu > >olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder. > > > >Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen işe girişir. Herşeyi > >tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı, deliye takılır. Arabasına > >binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. > >* > >*Akıl hastanesindeki adama seslenir: > > > >- Senin ne işin var tımarhanede? diye sorar > >- Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil.*
|